Bir Zamanlar Anadolu'da posteri

Bir Zamanlar Anadolu'da

Bozkırın sessizliğinde gömülü kalan tek şey cesetler değildir.

4,4 5 puan

Bir Zamanlar Anadolu'da Konusu

Gece bitmek bilmez. Anadolu’nun bozkırında saatlerdir süren bir cinayet soruşturması herkesi yormuştur. Savcı, komiser, jandarma ve doktordan oluşan bir ekip, Kenan’la Ramazan’ın gömdüğü cesedi aramaktadır. Kenan, Yaşar’ı gömerken sarhoş olduğunu, yalnızca top gibi bir ağacı ve bir çeşmeyi hatırladığını söylemiştir. Ceset ya o tepenin ardındadır, ya bu tepenin… Engebeli, yılankavi yolların sırtında iş uzadıkça uzar. Araba farlarının titrek ışığında kuru otlar savrulur, gölgeler büyür, karanlık adım adım koyulaşır. Arap Ali, doktora yaklaşıp “Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak bir hikâyen olur. Fena mı?” der. “Bir zamanlar Anadolu’da, dersin, ücra bir yerde görev yaparken işte başımdan böyle böyle olaylar geçti dersin. Anlatırsın yani masal gibi.”

  • Yayın tarihi
  • 23 Eylül 2011
  • Süre
  • 157 dk
  • Türler
  • Dram, Suç
  • Yönetmen
  • Nuri Bilge Ceylan

Puanlamak, listelemek ve yorum yazmak için giriş yap.

Giriş yap Kayıt ol

Bir Zamanlar Anadolu'da Oyuncuları

Topluluk puanı

4,4
5 puan

Puan dağılımı

  • 5★ 2
  • 4★ 3
  • 3★ 0
  • 2★ 0
  • 1★ 0
  • 6 izledi
  • 0 izliyor
  • 0 izleyecek
  • 0 bıraktı
  • 0 beğeni

Karakterler

Kadroyu tek tek puanla. En sevilen karakter topluluğun kararı.

Karakterleri puanlamak için giriş yap.

Nerede izlenir

Kirala

Apple TV Store

Satın al

Apple TV Store

Yorumlar

  • ysf27

    Karanlığın ortasında ilerleyen iki araba farının bozkırın sararmış tepelerinde bıraktığı o soluk iz, Türk sinemasında mekân ve varoluş ilişkisinin kurulduğu en kusursuz sekanslardan birine kapı aralar. Bu filmi yıllar evvel, henüz sinema üzerine bu kadar derinleşmediğim bir dönemde ilk kez izlediğimde bile kadrajların ardındaki o sarsıcı ağırlığı hissetmiştim. Bugün Antep'in boğucu bürokrasi çarkları arasında, evrak yığınlarının ortasında bozkırı ve insanın çaresizliğini düşündüğüm her an aklıma ilk gelen referans noktasıdır. Yönetmen burada sıradan bir adli vakayı, bir ceset arama meselesini alır ve Kiarostami estetiğini andıran bir sabırla Çehovvari bir ahlak sorgulamasına dönüştürür. Otomobillerin virajlı toprak yollarda bir belirip bir kayboluşu, tekinsiz bir coğrafyanın karakterlerin iç dünyasını nasıl yuttuğunu gösteren bir görsel metafordur adeta. Mizansen açısından değerlendirildiğinde, gecenin zifiri karanlığında sadece araçların farlarıyla ve lüks lambasının çiğ sarısıyla aydınlatılan yüzler, adeta Rembrandt tablolarındaki ışık gölge zıtlığını bozkırın ortasına taşır. Bu plastik doku taşranın çürümüşlüğünü örtbas etmez, bilakis onu daha da çıplak hale getirir. Yönetmenin kurduğu tempo dengesi, ana akım seyircinin alıştığı o ucuz anlatı dinamiklerini tamamen reddeder. Olay örgüsünün kendisi değil, o arayış esnasında kurulan anlamsız diyaloglar, bürokrasinin absürt detayları ve karakterlerin yüzlerine sinen tükenmişlik filmin asıl omurgasını oluşturur. Bir cesedin yerini ararken manda yoğurdundan bahseden bir savcı ve komiser portresi, taşranın zaman algısını ve insanın kendi vicdanından kaçmak için nasıl gündeliğin arkasına sığındığını muazzam bir diegetik ses kullanımıyla destekler. Rüzgarın kuru otlar arasındaki uğultusu, araba motorunun tekdüze hırıltısı ve uzaktan gelen çoban köpeklerinin havlamaları, karakterlerin içsel boşluğunu dolduran yegane unsurlardır. Doktor Cemal ile Savcı Nusret arasındaki o örtük gerilim, aydın ile sistemin, akıl ile kaderci kabullenişin çarpışmasıdır. Elektriğin kesildiği köy evinde muhtarın kızıyla karşılaşılan o sekans, Tarkovski sinemasındaki metafizik aydınlanma anlarını hatırlatacak denli şiirseldir. Bir anlığına karanlığın içinde beliren o genç kızın yüzü, bu kokuşmuş erkekler dünyasında bir vicdan aynası vazifesi görür. Yıllar geçse de hafızamdan silinmeyen bu sahne, saf bir auteur dokunuşunun sinemada ne anlama geldiğinin kanıtıdır. Bütün bu soruşturma süreci aslında cesedin nerede olduğundan ziyade, bu coğrafyada yaşayan herkesin kendi suçunu, kendi çürümesini hangi toprağın altına gömdüğü sorusunu sorar. Sinematografik olgunluğu, her bir planın milimetrik hesaplanmış kompozisyonu ve derin metin katmanlarıyla sadece yönetmenin kariyerinin değil, modern sinema tarihimizin de zirve noktalarından biridir.

Benzer Filmler

Bir Zamanlar Anadolu'da beğendiysen bunlara da bakabilirsin.