Sıkı Dostlar posteri

Sıkı Dostlar

Mafyada geçen otuz yıl.

3,8 12 puan

Sıkı Dostlar Konusu

Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan filmde Henry Hill adında bir gangster, Jimmy Conway ve Tommy De Vito adlı iki arkadaşıyla birlikte bir soyguna kalkışır. Gözleri daha yukarda olan iki arkadaşı soyguna katılan diğerlerini öldürür ve mafya içinde yükselmeye başlarlar. Bu durum Henry'i olumsuz etkilemiştir ve bu konuda birşeyler yapması gerekmektedir. Büyük usta Martin Scorsese'nin başyapıtlarından biri olan Goodfellas, 1991 yılında 6 dalda Oscar'a aday gösterilmiş, en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Joe Pesci'ye ödül kazandırmıştı.

  • Yayın tarihi
  • 12 Eylül 1990
  • Süre
  • 145 dk
  • Türler
  • Dram, Suç
  • Yönetmen
  • Martin Scorsese

Puanlamak, listelemek ve yorum yazmak için giriş yap.

Giriş yap Kayıt ol

Sıkı Dostlar Oyuncuları

Topluluk puanı

3,8
12 puan

Puan dağılımı

  • 5★ 4
  • 4★ 6
  • 3★ 1
  • 2★ 0
  • 1★ 1
  • 17 izledi
  • 0 izliyor
  • 4 izleyecek
  • 0 bıraktı
  • 1 beğeni

Topluluk ruh hali

1 kişi his bıraktı
  • Kafam yandı1

Karakterler

Kadroyu tek tek puanla. En sevilen karakter topluluğun kararı.

Karakterleri puanlamak için giriş yap.

Nerede izlenir

Abonelik

Howdy Amazon Channel

Kirala

Amazon VideoApple TV StoreGoogle Play MoviesYouTubeSpectrum On Demand

Satın al

Amazon VideoApple TV StoreGoogle Play MoviesYouTube

Yorumlar

  • hakanercan

    Amerikan suç sinemasının kronolojisini bu filmden önce ve sonra diye ikiye ayırmak asla abartı sayılmaz. Yıllar önce bir gece yarısı Kadıköy'deki odamda, sinema tarihini kronolojik olarak hatmetme hırsıyla ekran karşısına geçtiğim anı çok net hatırlıyorum; sinematografik açıdan kusursuz bir kurgu temposunun insan algısını nasıl esir alabileceğinin dersiydi bu. Martin Scorsese gibi bir auteur figürünün elinde tür sineması, kitsch bir gangster güzellemesine dönüşmek yerine kurgusal ritim ile mise-en-scène uyumunun doruk noktasına ulaşıyor. Francis Ford Coppola'nın The Godfather ile inşa ettiği o operatik, neredeyse kutsal ve trajik hanedan mitolojisini alıp sokağın çamuruna, kokain tozuna ve nevrotik paranoyasına bulayan bir anlatı bu. Nicholas Pileggi'nin metninden süzülen gerçeklik hissi, yönetmenin New York sokaklarındaki kinetik enerjisiyle öyle bir harmanlanıyor ki iki buçuk saatin nasıl aktığını anlamak teknik olarak imkansızlaşıyor. Filmin biçimsel yapısını incelediğimizde Thelma Schoonmaker'ın makas darbeleri karşısında saygıyla eğilmemek elde değil. Sahne geçişlerindeki o keskin jump cut tercihleri, anlatıcının zihnindeki süratli ve ahlaksız yükselişi görsel bir ivmeye dönüştürüyor. Copacabana gece kulübüne tek planda girilen o meşhur Steadicam sekansı sadece teknik bir gövde gösterisi değil; karakterin suç dünyasının arka kapısından içeri sızıp toplumun en lüks masasına nasıl zahmetsizce kurulduğunu tek bir kesintisiz devinimle hissettiren katıksız bir görsel zeka. Scorsese, kamerayı bir gözlemci olmaktan çıkarıp bizzat suçun suç ortağı haline getiriyor. Karakterlerin dördüncü duvarı yıktığı veya donuk karelerin (freeze frame) devreye girdiği anlar, Fransız Yeni Dalgası'ndan miras kalan o modern anlatı reflekslerini Hollywood'un göbeğine kusursuzca monte ediyor. Müzik kullanımı ve ses tasarımı ise ayrı bir tez konusu olabilir. Diegetik sesler ile dönemin rock ve pop parçalarının non-diegetik kullanımı öylesine organik bir bağ kuruyor ki müzik sahnelerin arkasına serpiştirilmiş bir süs değil, bizzat montajın ritmini belirleyen bir metronom görevi görüyor. Özellikle o helikopterli, paranoyanın zirve yaptığı gün sekansında radyo kanalları arasındaki ani geçişler, sos sosunun karıştırılması ve sürekli tetikte olma hissi adeta seyircinin kan basıncını yükseltiyor. Bu denli yüksek tempolu bir montaj dilinde ritim duygusunu bir saniye bile kaybetmemek yalnızca büyük bir ustanın yapabileceği türden bir zanaat. Oyunculuk performanslarına gelirsek, Ray Liotta'nın dışarıdan gelen hırslı yabancıyı oynarkenki tekinsiz gülüşü ve Robert De Niro'nun her zamanki ölçülü, tehditkar karizması muazzam bir denge kuruyor. Fakat Joe Pesci'nin canlandırdığı karakterin o öngörülemez, patolojik öfkesi filmin dramatik omurgasına sürekli bir gerilim aşılıyor. Masadaki o meşhur komik miyim diyaloğunda kurulan atmosferik baskı, diyalog yazımının ve ritmik oyunculuğun ders kitaplarına girecek nitelikte bir örneği. Karakterlerin kendi şiddet döngüleri içinde kayboluşunu ahlakçı bir parmak sallamayla değil, tamamen soğukkanlı bir gerçekçilikle sunuyor yönetmen. Bugün geriye dönüp baktığımda, popüler kültürün böylesi bir başyapıtı sadece havalı gangster alıntılarına indirgeme çabasını fazlasıyla yüzeysel buluyorum. Goodfellas, suçun cazibesini gösterirken aynı anda o cazibenin getirdiği kaçınılmaz çürümeyi ve sıradanlaşmayı yüzümüze çarpan bir klasik. Scorsese'nin Mean Streets ile başlattığı, Raging Bull ile olgunlaştırdığı sokak gerçekçiliğinin ve İtalyan-Amerikan kimlik çatışmasının biçimsel zirvesidir bu film. Sinemaya dair zanaat, kurgu ve tempo üzerine kafa yoran herkesin tekrar tekrar söküp parçalarını incelemesi gereken bir başyapıt.

  • enes07

    temposu iyi izlenir

Benzer Filmler

Sıkı Dostlar beğendiysen bunlara da bakabilirsin.